“Unutulan” anarşistler” üzerinde 3 yorum

  1. şaka mı bu, salak gibi ben de face sayfamda paylaştım bu yazıyı. son paragraftaki tüm söylem eleştiriye açıktır. adam resmen yargılamış geçmiş. yürüyüşe çoluk çocuğuyla gelen insanlar varken, kolluk kuvvetleri de saldırmamışken sağa sola saldırmak sorumsuzlukmuş….

    1- yazar, kendisi de bahsettiği üzere anarşizm içinde pek çok farklı fraksiyon vardır. kimi anarşistler de tıpkı bu yazar gibi 1 mayıs isyan gününü devletin armağanı bir bayram olarak çoluk çocuğuyla kutlamak isteyebilir. kimi de sıçarım sizin bayramınıza deyip elinden geleni ardına koymayabilir.

    2- “sorumsuzluk”… asıl sorumsuzluk 1 mayıs’ın içini boşaltarak faşist devletin ilan ettiği resmi bayram haline getirtip, ondan sonra da şeker bayramı tadında kutlama girişimidir. çoluk çocuğuyla bayram seyran kutlama ihtiyacı içinde olanlar için milli-dini bayramlar var. buyursunlar kutlasınlar. 1 mayıs’ın çıkış sebepleri bellidir. eğer özlemi içinde olduğumuz dünyada yaşıyor olsaydık çoluğumuz çocuğumuzla güle oynaya ve “dans ederek” bayramımızı kutlardık (ki bayram seyran kimin umurunda). lakin faşist devletlerin baskı ve zulümleri dünyanın her köşesinde çatır çatır uygulanırken, güle oynaya 1 mayıs “bayramı” kutlama asıl sorumsuzluk budur ey yazar!

    3- “sağa sola saldırmak”… bay yazar, kendi yazısı içinde de bahsetmiş anarşist kardeşlerimizin nerelere saldırdığını. sembolik öneme haiz olan birtakım yerlere, sembolik bir eylemlilik gerçekleştirilmiştir. yazar bey bunu çok iyi anlamış. ama ne olduysa olmuş, son paragrafta bir anda saldırılan yerler “sağ sol” olmuş. yani hedef gözetmeksizin her yer… anarşist arkadaşlarımız sağa sola saldırmamıştır. saldırı anında esnaf ve kamu içinde korku ve endişe yaratılmış olabilir. her gün insanların saçma sapan sebeplerle tutuklandığı, polis-asker zorbalığıyla dayak ve işkenceden geçirilen, hatta öldürülen insanların bulunduğu, belediye ve devlet organlarınca kamudan vergi adı altında toplanan gasp paralarının devlet-sermaye ve işbirlikçiler arasında pay edildiği ve buna karşılık asgari ücretin 700 tl olduğu, sağlık hizmetinin dahi paralı hale getirildiği ve say say bitmeyecek pek çok kan dondurucu devlet zulmü karşısında korku ve endişe duymayan esnaf ve kamu bir grup güzel yürekli çocuğun iki tane cam çerçeve kırmasından mı korkmuştur. hey hat, o korkanlar dönüp mersin’e kurulacak nükleer enerji santraline, neredeyse her derenin üstüne üçer beşer yerleştirilmeye çalışılan HES’lere ve sonuçların baksınlar!

    4- kimsenin şiddete tek başına bir kutsiyet atfettiğini sanmıyorum. eğer öyle olsaydı, bu arkadaşlarımız her gününü şiddet dolu geçirirlerdi. ayrıca madem şiddetten söz açtınız bay yazar, o zaman kime neye karşı şiddet uygulanmış bir açıklayınız. banka camı şiddet mi görmüş! bu ülkede her gün gerçekleştiği üzere kadın katliamları bir şiddettir. iki gün önce sene-i devriyesi olan 2 temmuz sivas katliamı bir şiddettir. tüm dünyada her gün insan dışı hayvan türleri üzerinde hayvanat bahçesi, sirkler, deney laboratuvarları, tekstil ve kürk endsütrisi, gıda endüstrisi tarafından uygulanan işkence ve katliamlar bir şiddettir. tüm bu şiddet biçimlerine karşı iki tane banka camının kırılmasını da şiddet ve hatta şiddet fetişi olarak tanımlarsanız, sizin “dostça” yazılmış yazınızın dostluğundan da şüphe ederim.

    5- sayın yazar bey, eğer sol da sizin gibi destek verecekse bize uzak dursun. gölge etmesin yeter. sanki bir çocuğu eğitir gibi, “bak biz sizi destekliyoruz ama siz de bir daha böyle sorumsuzca davranmayın, akıllı uslu yürüyün yanımızda, biz ne yapıyorsak siz de onu yapın” diyerek destek verilecekse o destek yere batsın. anarşistlerin tavrı nettir. kimi zaman Thoreau olur Walden gölü kıyısında devlete karşı vergi vermeden, kendi otonom hayatını kurma eylemi yapar (şiddetsiz), kimi zaman da Ravachol olur ve bir kafeteryada bomba patlar (tamamen şiddetli), kimi zaman da Taksim’de sembolik mekanlara saldırır, cam çerçeve kırar (şiddetsiz)… ama siz kalkıp LD 50 testiyle yeni çıkacak bir kozmetik ürünle midesi doldurulmuş 100 adet savunmasız tavşanın kramplar, felç, iç kanama ve inanılmaz bir acıyla can çekişerek öldürülmesini ve bunu bilim adına bir doktor gözetiminde yapan bir dünya sistematiğinde üç beş banka camı kıran güzel yürekli çocukların şiddet uyguladığını söylerseniz, samimiyetinizi sorgularım.

    6- ve son. hodri meydan, şiddet ritüelleri ve şiddet seviciliği üstüne tartışalım. solu, sosyalistleri, mevcut devletlerin uygulamalarını masaya yatıralım. bir de anarşistlere bakalım. acaba hangisi daha şiddet sevici çıkacak. her fırsatta ölümü yücelten, ölümü kutsayan, ölüm üzerinden ideolojisini cilalayan düşünceler ve devletler mi, yoksa ölümün kutsanmasına karşı çıkan (her ne kadar bazı salaklar “anarşist şehit” kavramını kullanmaya çalışsa da), ölüm üzerinden tek bir kutsayıcı söylem kullanmayan anarşistler mi? şiddet demek, bir canlıya karşı girişilmiş eylemdir. tıpkı devletin hergün vatandaş adını taktığı kullarına karşı giriştiği eylemler gibi… sorumsuzluk da bu devlet şiddetine rağmen çoluk çocuk bayram kutlama telaşı yaşamaktır.

  2. ben arkadaşın ey arkadaş diye seslendiği arkadaşınız olarak söylüyorum ki, arkadaş son iki paragrafla ilgili eleştirilerinde haklıdır.ben de eleştiriyi oraya koymakla koymamak arasında tereddüt etmiştim zaten,bu yazıdan da anlaşılıyor.fakat basiretim bağlandı diyelim oldu,bu oldu,yazı amacından sapıverdi.şiddet konusunda ise, ben o gün de yapılan eylemi eleştiririm,bugün de eleştiriyorum.fakat dediğim gibi keşke o sözleri oraya koymasaydım.anarşistlerle birebir tartışırken “ne gerek vardı” diye didişebilirdir fakat dostun düşmanın önünde o sözleri söylemek hoş olmadı.neyse yine de anarşist arkadaşlar kötü niyetli olmadığımı ve samimi olduğumu bilsinler,yazılar yazılır,güzel olur,içine sıçılır bunlar gelir geçer… ha bi de “devrimci şiddet”le herhangi bir sorunumun olmadığı da yazıdan anlaşılıyor sanırırm… ‎”tıpkı bu yazar gibi 1 mayıs isyan gününü devletin armağanı bir bayram olarak çoluk çocuğuyla kutlamak isteyebilir.” demişsin de güzel kardeşim,benim 1 mayısı devletin armağanı olarak gördüğümü nereden çıkarmış acaba?Yazıda Mehmet Akif Dalcılar’dan bahseden biri nasıl bu bayramı devlet hediyesi olarak görebilir ki?Ödenen bedellerle kazanıldığını anlattığımı anlayamadın mı yani?eyvallah kabul, yazının sonunda yanlış yaptım… da … eleştirirken de bokunu çıkarmayın kardeşim!şeker bayramı şeklinde kutlamakmış… yani eylemin devrimci olması için illa kırıp dökmek lazım öyle mi? kırıp dökmenin de yeri var,ki şiddete karşı olmadığım da yazıdan gayet net anlaşılıyor.kırp döküldü ve 1 mayıs kazanıldı,yarın da kırılıp dökülür.ama alanda buna hazır bir kitle yok,demişim ya insanlar çoluğu çocuğuyla gelmiş.eskisi gibi bi sen ben yokuz yani… okuduğunu anlayabilmenin çok önemli bir şey olduğu açık,açıklamaların art niyetli.senin kadar biz de biliyoruz devlet şiddetini,neyin ne olduğunu.istersen “yazar şöyle böyle” demeden önce beni daha iyi anlamaya ve tanımaya çalışsaydın keşke … eleştirilecek bir yazı evet, ama “yazar” da senin bu argümanlarınla boka batırılmayı hak etmedi vesselam.

    son olarak bu yazının son iki paragrafından dolayı üzgünüm ve üzdüklerimden de özür diliyorum.Fakat yazının geri kalan kısmında çelişkiler olduğuna dair yorumlara da katılmıyorum.yazının geri kalan kısmı gayet net ve tutarlı.

    • Uyarı: Yazar İsmail Güney Yılmaz’a yukarıdaki eleştirim iletilmiş olup, kendisi ile facebook üzerinden kısa bir paylaşım gerçekleştirilmiştir. Yazarın yukarıdaki mesajına karşılık, ben de aşağıda paylaştığım mesajı gönderdim. Yazarın isteği üzerine o tartışmada yer alan mesajımı buraya da ekliyorum.

      merhaba, öncelikle eleştirime yanıt yazman beni sevindirdi. ve bu tavrından da samimi olduğun anlaşılıyor. ben samimiyetini sorguladığım noktalardan dolayı an itibariyle özür dilerim. boka batırmak değildi amacım. sadece 15 yıldır anarşist hareketin kıyısından köşesinden farkındayım ve ara ara içindeyim. solun ve sosyalistlerin tepeden bakan görüşleri nedeniyle sanırım bir önyargı geliştirerek yazıyı değerlendirdim. haklı olduğum noktaların (son iki paragraf) hakkını zaten vermişsin, teşekkür ederim. bu eleştiriyi dostun düşmanın önünde yapmakta bir beis görmüyorum. zira dostun da düşmanında böyle bir tartışmayı okuması faydalı olacaktır.

      şeker bayramı göndermesi ve devletin armağan ettiği 1 mayıs bayramı söylemime gelince, bunu özellikle bu haliyle belirttim. çünkü sol ve sosyalistler faşist bir devletten yıllarca – bazen de kıra döke – 1 mayısın resmi bayram ilan edilmesini talep ettiler (şimdi de 8 mart için aynı durum söz konusu), ve 1 mayıs devlet tarafından resmi tatil ilan edilince de “devlet vermedi, biz aldık” diyerek bir halüsinasyon yaratılıyor. oysa devletten bir özgürlük veya demokratik bir talepte bulunmak kendi içinde çelişkidir zaten. devlet kimi zaman artık bir risk oluşturmadığından kimi zaman da toplumsal muhalefetin gazını almak için bu tip manevralar yapar. bu bir kazanım değildir. 1 mayıs pasifleştirilmiştir. 8 mart da sıradadır. ve devletin resmi tatil ilan etmesi bir kazanım değil, benim adıma utançtır. düşünün ki, 8 anarşistin can verdiği bir günün sene-i devriyesini bir devlet kalkıyor ve resmi tatil – bayram ilan ediyor ve biz de “yaşasın, işte kazandık, resmi tatil ilan ettirdik” deniyor. gerçekten içimiz sızlamıyor mu? bu mudur kazanım? devletten ne koparsak – ki devlet risk oluşturacak hiçbir tavizi vermez – kar mıdır?

      son olarak, ben kişiliğini incitici bir tabir kullandıysam özür dilerim. derdim aslında kişilik tahlili değildi ki zaten seni kişisel olarak tanımıyorum. yazının son iki paragrafı konusunda anlaştığımıza da sevindim. samimiyetin ve içten yanıtın için de çok teşekkür ederim. an itibariyle tek anlaşamadığımız konu devlet karşısındaki “kazanım” algısı ve 1 mayısın resmi tatil ilan edilmesinin algılanışıdır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s